novel Oku Slime Datta Ken novel Chapter 038 – İblis Gelmudo Turkçe Olarak oku ArazNovel. Novel Tensei Shitara Slime Datta Ken Novel Her Zaman Güncel OKuyabilirsiniz ArazNovel. Diger Serilerimize Göz atmayı unutmayın Daha fazla novel Serilerimize novel ArazNovel Listelerinden Ulaşabilirsiniz. Novel
Hatalı Bolumleri Ve Ya Kırık Linkleri [CHATANGO] dan Bildir

Oda sessizlik içine bürünmüştü.
Birkaç adamın ve kadının gölgeleri geniş yuvarlak toplantı masasını çevreleyerek oturuyordu.
Büyük bir kristal masanın ortasına yerleştirilmişti.
En düşük seviyedeki sandalyeden bir kişi spirale (kristal) büyü hazırlıklarında bulunuyordu.
Adam bir palyaço gibi giyinmişti. Adı Gelmudo idi.
Bu toplantıdan sorumluydu ve belirli bir projenin uygulanması onun sorumluluğuna bırakılmıştı.
Bu yıllar boyunca hazırlık yaptığı yeni İblis Lordunu yaratma projesiydi.
Kendi amaçları için bu proje başarısızlıkla sonuçlanmamalıydı.
Ve işte en sonunda projenin en son günü gelmişti.
Kendi havasında takılan dört iblis Lordunun da toplantıya katılmasını sağlayabilmişti.
Bu her ne olursa olsun başarılı olmak zorundaydı.
Para kullanarak iblis Lordlarını bir araya toplamak imkânsızdı, ilgilerini çekmeniz gerekirdi, adeta onlara bir av sunarak ve ya efsanevi büyü eşyalarını gözleri önüne getirmek gibi.
Her neyse, karşılığını iyi bir şekilde sağlamak gerekiyordu.
Bu sefer, Gelmudo bu dört İblis Lordunu harekete geçirmeyi başarmıştı. Diğer bir deyişle, ödediği karşılık yeterliydi.
Yeni bir İblis Lordunun doğumu söz konusu olduğunda diğer İblis Lord’ ları sessiz kalamazdı.
Eğer bir salak kendi kendine İblis Lordu diyerek takılırsa İblis Lord’ larının gazabı ile karşılaşması kesindi ve öldürülürdü. Eğer bu kişi kızgın durumdaki bir İblis Lorduna başarılı bir şekilde karşı gelebilirse, bunun gibi bir kişi eğer yeterli kabiliyete sahipse, bir İblis Lordu olarak tanınırdı.
Geçen yüz yıllarda bu kabiliyete sahip bir İblis Lordu ortaya çıkmamıştı.
En son ortaya çıkan-doğan İnsan ırkına üye, İblis Lordu Leon Cromwell idi.
Sonu gelmez büyü gücü ile kontrol ettiği Majin (İblis vari varlıklar) sayılarını arttırarak ön safların İblis Lordu olarak adlandırdı kendisini.
İblis Lordlarından birisi, ona çok kızgın olan, Büyü Kralı (Lanet Kralı) ona karşı savaş açmıştı ve bu onun ölümü ile sonuçlanmıştı.
Leon’ un kendi elleri ile alt edilmişti.
Bu duruma cevap olarak diğer İblis Lordları onu bir İblis Lordu olarak kabullenmişlerdi.
Ama onun sahip olduğu güçlere sahip olan bir İblis Lordunun ortaya çıkması her zaman gerçekleşen bir durum değildi.
Bu yüzden bir yabancıya İblis Lordu demek için üç veya daha fazla İblis Lordu’ nun desteğini almak gerekiyordu.
Yeni İblis Lordu seçiminde başarısız olursa onu destekleyen İblis Lord’ ları da başarısız olmuş olarak sayılacaktı, bu beklenen bir durumdu.
Sıkılmış İblis Lord’ ları için, yeni bir İblis Lordunun doğuşu için, bir sahne hazırlamıştı. Onların eğelenmesi içindi, desteklerini vermek için kurallarından birisiydi bu İblis Lordlarının.
Tabi ki sadece bu değildi, onlara aynı zamanda Büyülü Ekipmanlar da vermişti.
Gelmudo için bu hayatının bahsiydi.
Ork Lordu, Goblinler ve Kertenkele Adamları yiyerek İblis Lordu’na dönüşecekti.
Bu gün her şeyin belirleneceği gündü.
İblis Lordu olmak ve diğer İblis Lord’ larının desteğini almak için bu kişinin insan şehirlerini yakıp yıkması gerekiyordu.
Bunun amacı yeni doğan İblis Lordunu dünyaya tanıtmaktı.
Eğer bunun gibi şeyler gerçekleşirse Gelmudo’ nun amacı gerçekleşebilecekti. Ork Lordunu gölgelerden kontrol ederek diğer İblis Lordları ile aynı seviyeye ulaşacaktı.
Ama yine de…
Gelmudo sabırsızlaştı.
Bu hiç iyi değil.
Şovu sabırsızlıkla bekleyen İblis Lordlarını gücendirirse neler olabileceğini tahmin edemezdi.
Kristal hiçbir şey göstermiyordu! Bunu hakkında yapılabilecek bir şey yoktu. Bu sırada kıyma ete mi dönüştürüleceğini düşündü.
Öldürülmese de lanetlenerek bilincine sahipken kıymaya dönüştürülebilirdi.
Hayal etmek istemiyorum.
Gelmudo hızlıca bir daha büyüyü kullandı ama yine de kristalden bir tepki alamadı. (TL: Souei ve diğerlerinin kestiği İblisler)
Oda sessizliğe büründü, bu tehdit Gelmudo’ nun büyüsünü engellemeye yeterdi
Gelmudo her yerinden terleyerek panikliyordu.
Ancak,
İblis Lordlarından biri, kırılgan bir yapıya sahip gümüş saçlı bir kız, koca yuvarlak masayı sol eliyle kaldırarak fırlattı.
Hiçbir yetenek kullanmadan.
Sadece masa küçük bir ülkenin gelirinden fazlaydı; özel ağaçlardan oyulmuş bir üründü.
Dış kapı da ayrıntılarla özenerek yaratılmış bir kapıydı ama şimdi binada koca bir delikti.
Sefilce parçalandığını görebilirdiniz, bunun gibi bir olay yaşandı.
Gelmudo korkusundan dolayı ağzından kelimeleri çıkaramadı.
Gelmudo korku içerisinde titriyordu.
Fırlatılan masa yüzünden kapı şimdi koca bir delikti.
Konferans odası üçüncü kattaydı ama artık nasıl göründüğü hakkında seçici olamazdı.
Dışarı atlayarak uçma büyüsünü kullanmaya hazırlandı.
Arzuları rüzgârda uçmuş gitmişti.
Şimdi Gelmudo’ nun kafasını dolduran düşünceler ölmek istememesiydi, sadece buydu.
İblis Lord’ larıyla dalga geçmiyordu. Bu gerçekti.
Ama onlar tarafından sanki dalga geçiyormuş gibi algılandı hareketleri.
Gelmudo kendisinin yüksek sınıf bir İblis olmasından gurur duyuyordu. Bu yüzden bir İblis Lordu ile iyi bir şekilde kapışabileceğini –hemen yenilmeyeceğini- düşünüyordu.
Ama orada dört tane olduğundan dinleyenleri yücelterek kendisini alçaltmayı gerekli gördü, bunun gibi düşündü.
Bu yanlıştı.
İblis Lordu İblis Lorduydu, bunun yüzünden onlardan korku duyuluyordu. Bir İblis Lordu olmadığından onlardan korkuyordu.
Bunu biliyordu, kendini fazla beğenmişti.
Bir İblis Lordu ile eşit olmak, bunu gibi bir şey Gelmudo için mümkün değildi.
Bunu kesinlikle anlayabiliyordu.
İblis Lordunun doğru anlamını anlayamayanlar bir İblis Lordu ile konuşamaz.
Ama bu hedefi için değildi.
Hayatta kalmak içindi, yaptığı hatayı düzeltmeliydi.
Gökyüzünde uçarken bataklıklardaki durumu doğruladım.
Gerçekleşen olayları anlayamayacağım bir durum gözlerimin önünde gerçekleşiyordu.
Sanki kendime bu soruyu sorunca bir fikir gelecek aklıma!!! Kendi soruma kendim yanıt veriyorum.
Görebilmenizi isterdim.
Yukarıdan bakılınca köşeden birden bire meydana gelen bir parıltı ve ardından gök gürlemesini andıran bir kükreme ile sayılamayacak kadar Ork askerlerinin bedenleri tanınamayacak hale gelmişti.
Hmm? Belirli bir yerden bakınca… Ne kadar gürültülü! Gök gürlemesi gibi bir ses yankılandı.
Bakınca, orada siyah bir tepe savaş alanında belirmişti.
Birkaç saniye sonra yok olmuş gerisinde sadece küllere dönüşmüş toprağı bırakmıştı.
Orada toplanmış olan bütün Ork askerlerinin tamamı yer yüzünden silinmişti.
Savaş alanının bir kenarında her şeyi yerle bir eden bir fırtına birden bire oluşmuştu.
Sayısız yıldırımlar çakarak Ork askerlerini yakarak öldürdü.
Orada siyah zırhlara bürünmüş Orklar fırtınanın yerle bir edici gücü ile köz oldular.
Ne bok oluyor burada? Bu dürüst düşüncemdi.
Devasa Odachi kılıcı eflatun bir ışık yayıyordu. Aura içerisine bürünmüştü.
Kılıcını her salladığında bu eflatun ışıkta ona eşlik ediyor ve Ork askerlerini biçiyordu.
Tabi ki eğer birisi bu saldırıyı direk olarak alırsa karşı gelemez ve ikiye ayrılırdı.
Saldırının etki alanı 10 metreydi. Her şeyi düz bir çizgide öldürebilen bir saldırı.
Zarif bir güzellik belli olmayan bir gülümseme ile adeta dans ederek her şeyi kesiyordu.
Sonu gelmez bir dayanıklılık ile hiçbir engel olmadan saldırıyordu, yakınındaki Ork askerleri ona yaklaşamıyordu.
Bu ezici bir güçtü.
Bunlar Benimaru ve Ranga idi.
Öncelikle Benimaru, biraz önceki o siyah tepe de neyin nesiydi?
Yok, bu saldırının arkasındaki düzenlemeyi bir kere gördükten sonra az bir şey anlayabildim.
Diğer bir deyişle bu saldırı benim sahip olduğum yetenekler olan [Bariyer] [Alev Kontrolü] [Kara Yıldırım] yeteneklerinin birleştirilmesi ile gerçekleştirilmişti.
Öncelikle [Bariyer] ile alan kısıtlanıyordu, bundan sonra içerideki moleküler hareketlenmesini [Alev Kontrol] ile hızlandırıyordu – bu şekilde yüksek sıcaklıklara ulaşıyordu.
Son olarak içerideki büyü enerjisi yakıt olarak kullanılarak [Kara Yıldırım] aktifleştiriliyor ve içerideki her şeyi yakıp kül eden bir Plazma elde ediliyordu.
Bu saldırı birleşik bir yetenek, [Kara Alev Kontrolü] diye adlandırılabilir.
Acaba benden gücü azaltılmış bir şekilde Özel Yetenek [Şekil Değiştirme] ona aktarılmış olabilir mi?
Bende [Ulu Ermiş] olduğundan yaptığım değerlendirmelerde hata olamaz.
Bu yeteneğin özelliği alanının dışına zarar vermemesiydi, bir nükleer patlamaya benzemiyordu.
Bunun kanıtı ise çevrelenen alan serbest bırakıldığında dışarı ulaşan bir şok dalgasının olmamasıydı.
Menzili ayarlanabiliyordu. Görünüşe göre içerisindeki ısıyı arttırmanın nedeni içerideki ısıyı dayanılmaz kılmaktı. Yani alanın içerisine hapis edildiğinde hayatta kalmak için bir umut yoktu.
Bunun hakkındaki sıkıntım bunun gibi aşırı tehlikeli bir yeteneği kullanmak istememdi.
Bu Ranga idi.
Birden bire Kara Fırtına Yıldız Kurt’una evrim geçirdiğinde şaşırttı beni… (TL: Evrim isimlerinin her bölümde faklı olması da beni şaşırttı.)
Evrim geçirdikten hemen sonra kullandığı yetenek kesinlikle şaşırılacak bir şeydi.
Açıkça [Kara Yıldırım]’ ı limitsiz bir şekilde kullanınca sonucu AAAH oluyormuş.
Görünüşe göre biraz önce kullanılanı en güçlü derecesiymiş ve hemen bir kere daha kullanamıyor gibi.
Oradaki Ork güçlerini bir saldırı ile yok etmesi beni şaşırttı.
Bunu kullanmak tehlikeli o yüzden kullanmayayım, bunun gibi düşüncelere sahip değillerdi.
Düşmanlar bunun gibi bir yeteneği kullanmaktan çekinmeyecektir. Bu ormanın kanunu, alınması normal bir karar.
Belki garip olan burada benim.
Kullanmaya çekiniyordum, dost kuvvetlere zarar vermemek için.
Eski dünyada güçlü silahların kullanılmaması hakkında yazılı olmayan bir kural vardı.
Kullanmanın bir getirisi yoktu, sadece caydırıcı bir güç olarak gözdağı veriyordu. Ama, sadece bu muydu acaba?
Kullanılmayacak silahlara dünya kadar para harcamak mantıklı değil. Yani, nasıl yeni silahların geliştirilmesi için para harcanabilirdi?
İşler kötüye gidince kullanılacak mıydı?
En azından bir sivil tarafından kullanıldığı takdirde o kişi kötü biri olarak adlandırılacaktır ama o zaman savaş olanında kullanılması onu mazur görülebilir bir şey mi yapıyor?
Diğer bir yandan, silah kullanarak öldürmek bir suç olarak değerlendirilmiyor.
Ve bu yüzden… Caydırıcı bir güç olarak kullanılabilecek ve belki gözdağı olarak gösterilerek karşı koyanları ezecek bir silah barındırmak bir hata olarak değerlendirilemez.
Benimaru dört siyah top daha ateşledi.
Beklenildiği gibi ard arda ateşlenemiyor ama çok büyük miktarlarda büyü gücü de istemiyor gibi.
Ranga sadece o ilk saldırıyı gerçekleştirdi.
Gücünün çok fazla olduğunu düşündüm. Yine de Geniş Çaplı Tahribat Yeteneği idi.
Bu yüzden o tek saldırı ile görünüşe göre düşmanların korku duyusunu tanımasına neden olmuştu.
Kaçmaya çalışan bütün Ork askerleri Shion tarafından barsakları deşilerek katledildi.
Nasıl hissettiğimi hatırlıyorum, sakin bir şekilde savaş durumunu değerlendirmeye devam ettim.
İlginç, hislerim sakindi.
İlk darbe Benimaru tarafından gerçekleştirilmişti ama gerisi benim emirlerim üzerine gerçekleştirilmişti.
Kalabalık olan alanlar hedef alınmıştı, düşmanın savaş gücünü azaltmak için.
Shion kaçan – düzeni bozulan – düşmanları haddinden gelmekte başarılıydı, emredildiği gibi hedeflenen noktalara saldırılarında başarılıydı.
Hakurou Düşman kumandanlarını indiriyordu, Generalleri hedef alarak.
Buna bir kapışma denemezdi. Hiçbir ses çıkarmadan bir anda hemen katlediyordu.
Özel Yetenek [Aç Kalanlar]’ ın etkisi katledilen bedenleri yeme ile kişisel güç sağlamaktı. Yani katledilen bir cesedi yok etmek iyi bir şeydi.
Bu bir çeşit Hakkei miydi? (İçsel Güç Emisyonu). Solgun bir aura avucun içerisinden yayılıyordu ve cesetleri yakıyordu.
Yakmak yerine eritmek (çözünmek) demek daha doğru…
Ork Generalinin nerede olduğunu belirledim ve bunu Hakurou’ ya bildirdikten sonra anında katledildiler.
Şu anki durum, Ork Ordusunun kayıpları %30 civarında.
Ve en sonunda Ork Lord’ u harekete geçti.
Serbest olan ben, sakince durumu inceliyordum.
Domuzlar sahip oldukları üstünlüğün yok olduğunu anladıklarından gerginlerdi.
Ork Lord’ u öne çıktı.
Birden bire, önünde olan iki Ork Generali baştan aşağı kesilerek özümsedi.
Soluk sarı renkli gözler nefret – düşmalık – ile doluydu. Aura’ sını serbest bıraktı.
Aura’ sına yanıt olarak bütün Ork askerleri güç ile dolmuş gibiydi…
Bu, garip bir güç elde etmiş olabilir, diye düşündüm.
Ork Lordu artık bir tehlike arz etmiyordu.
Kullandığı yetenek halen daha tamamlanmamıştı. Ona dualarımı sunuyorum. Tam bunu düşünürken,
Benim [Büyü Algısı] yeteneğim birinin süpersonik hızda yaklaştığını algıladı.
Bu kişi bataklıkların ortasındaydı ve çatışan iki ordunun arasına indi.
Bu palyaço gibi giyinmiş garip kişiden baya güçlü bir aura hissediyorum.
Belki de, bu Üst Sınıf bir İblisti.
Onu izledim ve bende yere indim.
O anda Benimaru ve Ranga yanıma geldiler.
Palyaço gibi görünen adam bana baktı.
Gelmudo. Üst Sınıf İblis, bu savaşın arkasındaki beyin.
Comment